Reklam
Astana

Tek problem ölçülü olmayı bilmek

Tek problem ölçülü olmayı bilmek

Günümüz insaninin problemlerinin başında: hiç bir şeye vakit bulamadığı, hayatın önemli konularından mahrum kaldığı, içini kemiren bir tatminsizlik ve diğer insanların hep daha iyi konumda olduğu sorunsalı  yatmaktadır.

Her şeye sahip olmak ya da bunu arzulamak, bütün sorunların başlangıcını oluşturmaktadır. Politik, kültürel,ekonomik, askeri alanlara baktığımızda ölçüyü tamamen kaçırmış durumdayız.

Politik alanda, hayatımız ile ilgili önemli kararları alma yetkisini tamamen iktidar erkine devretmiş, toplumsal sorunların yükümlülüğünü üzerimizden atmış bulunmaktayız. Devletin, "devletin halk için olması gerektiği" felsefesi dönüşüm geçirerek" halkın devlet için var olması gerektiği" düşüncesi almıştır.

İletişimin güçlenmesi ile birlikte yerel kültürler kaybolmaya başlamış, küresel anlamda yeni bir kültür ortaya çıkmıştır. Geleneksel yapıya en ağır eleştirileri getirenler, bu küresel, ekonomi odaklı kültüre tek söz edememektedirler.

Ekonomi alanında insanlık tarihinin en büyük utanç tablosunu gelecek kuşağa teslim etmek üzereyiz. Daha doğar doğmaz borçlu olan, adaletinin topuzu kaçmış bir ekonomi terazisine koymaktayız insanları. Parasal sistemin kirli yüzüyle, para yılda ortalama yüzde 45 artarken, üretilen mal sadece yüzde beş oranında artmaktadır. Bu da bizlere gelecek yıllarda insanların büyük bir çoğunluğunun parasal işlemlerle zengin olacağı, üretimin daralacağı, sosyal anlamda bir belirsizliğin yaşanacağını gösteriyor.

Askeri alanda, insanlar sürekli bir korku içerisine sürüklenmekteler. Hayali bir düşman yaratarak, sokakların, meydanların, parkların, komşu ülkelerin sanki hep kötü niyetli insanlarla dolu olduğu düşüncesini enjekte etmektedirler. Bu hayali düşman sayesinde orduların gücüne güç katılmakta, eğitime harcanan paranın kat kat fazlası militarizme yatırılmaktadır.

Tüm bu sorunların içerisinde " gereği" sorusunu hep kaçırmaktayız. Hayatımızda hep, gereğinden çok, gereğinden az, gereğinden uzak, gereğinden yakin... Sorunlarıyla hayıflanıp duruyoruz.

Zaman zaman birçok insan, kime ya da neye güveneceğini bilmiyor. Bunun sebebi neye gereksinim duyduğu, ne istediği ve nereye doğru gittiği sorularının cevapsız kalmasıdır. Kendimizi günlük hayatın alışkanlıklarına bırakmaktan öte esir etmişiz...

Yiyor, içiyor, konuşuyor, araba kullanıyor, seviyor, ayrılıyor, barışıyor... Bedensiz, ruhsuz, yüzeysel bir şekilde.
Eğer ki, evinizin konforu, eğlencenin çılgınlığı, mesleğin konumu, giysilerin bolluğu ve şıklığı  mutluluğu getiriyor diyorsanız, şimdiden parayı temin etmeye başlamanız gerekmekte...

Peki yaşamın sarsıcı soruları, sınırlı olduğumuz, fani olduğumuz, aşırılığın  beyhude olduğu durumları ile karşılaştığımızda ne yapacağız!!!

Balta girmemiş ormanlara kadar tükettiğimizde, banka hesaplarımız dondurulduğunda ne yapacağız!!!

Yunanlılar bu durumla ilgili olarak,
"Hiç bir şeyi çok fazla isteme" diyor.

info@ilyasdogan.com